Bir Crossdresser’in Hikayesi

İş yerinde astığım astık, kestiğim kestik bir yönetici. Altında 3 bin kişi çalışıyor. Adı Ahmet (gerçek ismi değil tabii ki), yaşı 34. Eve döndüğünde takım elbisesini çıkarıyor. Ahmet kapının önünde kalıyor. O artık Endam oluyor. Kadın kıyafetleri ve seksi iç çamaşırları giyiyor. Makyaj yapıyor, oje sürüyor, peruk takıyor. Erkek arkadaşına zeytinyağlı dolma sarıyor.

Ahmet bir CD (crossdresser). Yani gündüz erkek giysileri giyip dolaşıyor ama kendine ait zamanlarda, evinde kadın giysileri giymeyi seviyor.

Ahmet, iş arkadaşlarının ve ailesinin onu tanımaması için maskeyle fotoğraf çektiriyor. Ahmet olarak poz vermeden önce hazırlanması beş dakika bile sürmüyor. Endam olarak karşımıza çıkması ise 15 dakikayı buluyor. Aslında bu süre makyajdı ojeydi derken yarım saati geçiyormuş ama bizi bekletmek istemediğinden daha hızlı hazırlandığını anlatıyor.

Topuklu ayakkabılar üzerinde benden iyi yürüyor. Bunu söylediğimde kahkahayı patlatıyor: “Evin içinde yürüyüş antrenmanı yapa yapa öğrendim. Birkaç kez böyle dışarı da çıktım. Düşünsene zavallı travesti ve transseksüeller polislerden bu topuklar üzerinde kaçıyor.”
Benden ona Endam diye hitap etmemi istiyor. Çünkü ne iş yerindeyiz ne de ailesinden biriyim. Asıl ismi bende sır olacak kalacak, biliyor. Maskesini, peruğunu, arkadaşının ördüğü kırmızı elbiseyi, ayakkabılarını, jartiyerini çıkarıp yanımdaki koltuğa oturuyor. Ruju hâlâ dudağında. Çıkarmıyor. Ben çantamdan not defterimi çıkarıyorum ve tüm merak ettiklerimi soruyorum.

“Ben bir CD’yim” diyorsunuz. Eşcinseller arasında CD kavramı yeni olmasa da pek çok kişinin ilk kez duyduğu bir sözcük. Bize “crossdresser”ı anlatır mısınız?
CD yani crossdresser karşı cinsin kıyafetini giymekten hoşlananlar için kullanılan bir terim. Ben eşcinsel bir CD’yim. Gündüzleri erkek olarak dolaşıyorum ama geceleri kadın kıyafetleri giymekten hoşlanıyorum. Ben ve benim gibiler gündüz işine erkek olarak gidiyor, evine girdiğinde ise bir kadına dönüşüyor. Yurtdışında crossdresser’lar yıllardır var. Türkiye’deki gey arkadaşlık sitelerine bu terim 1-1,5 yıl önce düştü. Aslında her gey gizli bir cross’tur. Çünkü her biri kadın kıyafeti giymek istiyordur.

Sizin etrafınızda çok sayıda CD var mı?
Benim en yakın arkadaşım da bir CD. İşten eve geldikten sonra iki kız kardeş gibi birlikte kadın kıyafetleri seçip giyiyor, birbirimize makyaj yapıyoruz. Başka tanıdığım CD yok. Ancak Facebook’ta hem yerli hem de yabancı CD grupları yer alıyor. CD’lerle tanışmak isteyenler onlara buradan ulaşıyor.

“İş yerinde Endam peşimi bırakmıyor. Takım elbisemin içine tanga giyiyorum”

Zeki Müren gündüz erkek kıyafetleri giyiyordu. Sahneye çıktığında ise platform topuklu çizmeler, parıltılı elbiseler. “CD tanımına uyuyor” diyebilir miyiz?
Tabii ki. Çünkü eşcinseldi. Gündüz erkek gibi gece kadın gibi giyiniyordu. O da bir CD’ydi. Belki de Türkiye’nin ilk CD’si.

Endam adını nasıl seçtiniz?
Beş-altı yıl önce en yakın arkadaşımla bir gece kadın gibi giyinmeye karar verdik. Hemen gidip kadın kıyafetleri ve topuklu ayakkabılar aldık. Bende boy 1,85. Topuklularla 1,95 oldum. Biraz da kalıplıyım, gördüğün gibi. Tam bir Yarmagül çıktı ortaya. O sırada radyoda “Endamın Yeter” şarkısı çalıyor. Oldu mu sana adım Endam. O gece makyajlı ve peruklu haliyle yüzümüzün fotoğrafını çektik. Salaklık yaptım, gittim o fotoğrafları iş laptop’uma yükledim. İş yerinde eşcinsel olduğumu bilmeyen bir arkadaşım fotoğraflarımı karıştırırken gördü bunları. Ben olduğumu anlamadan “Ne güzel bir kadın, nereden düşürdün?” dedi. Ben iyice havaya girdim.
O gün bugündür CD’yim.

İş yerinde takım elbise içinde patronluk taslarken evde hanım hanımcık Endam’a dönüşüyorsunuz. İş yerindeki arkadaşlarınız şimdi bu halinizi görse ilk tepkileri ne olur?
Şirketin sahibinin altındaki kişi benim. Yani ikinci patronum. Onlar benim masanın üzerine yumruğumu nasıl vurduğumu görüyorlar. Eşcinsel olduğumdan şüphelenebilirler ama topuklu ayakkabılar üzerinde dolaşan, kırıtan bir Ahmet felç geçirmelerine neden olur. Bir gün Endam şirket kapısından girerse ne olur? Ben bunu her gün düşünüyorum. Ama yapamam. Yalnız iş yerinde Endam peşimi bırakmıyor. Haftanın iki-üç günü takım elbisemin içine tanga giyiyorum.

“Göz makyajımı çıkarmadan ofise gitmişim. Zor kıvırdım”

Aileniz oğullarının seksi kadın kıyafetleri içinde dolaşmaktan hoşlandığını öğrense…
İntihar ederler. Benim gey olduğumu biliyorlar. 16 yaşımda söylemiştim. Ancak beni bu kıyafetlerle görseler bunu bir sonraki basamağa taşıyacağımı sanırlar. En büyük korkuları benim travesti ya da transseksüel olmam. Kamu yönetimi mezunuyum, mastırım var. İyi bir şirkette yöneticilik yapıyorum. Bunları bir kenara bırakıp fuhuş yapmam onları öldürür. “Biz seni eşcinsel olarak kabul ediyoruz. Lütfen travesti ya da transseksüel olma” diyorlar.

Onları “Merak etmeyin” diye yatıştırırken bir yandan da memenizin ve bir vajinanızın olmasını istemiyor musunuz?
Hayır. Eski erkek arkadaşım çok zengindi, beni ameliyat ettirmek istedi. Kabul etmedim. Bir gün ayrıldığımızda bana kim bakacaktı? Nasıl para kazanacaktım? Transseksüel birinin benim kadar maaş almasının tek yolu fuhuş yapmak. Ben ameliyatı ancak bel oyuntusu yaptırmak için olurum. Alt kaburga kemiklerimi aldırmayı istiyorum. Popom duvar gibi. Onu da çıkık yaptırabilsem… Bu ikisi olduğunda kadın kıyafetlerini giyince daha da müthiş duracak! Hele bir de plajda o vücutla bikini giydiğimi düşünsene. Ah keşke…

Endam’lıktan Ahmet’e dönerken bir yerde bir açık verip hiç yakalanmadınız mı? İştekilere ya da ailenize?
Bir kez kırmızı ojelerimi çıkarmayı unutup bakkala gittim. Cüzdanımdan parayı çıkarırken farkına vardım. Hiç bozuntuya vermeden alışverişimi yaptım. O an yapacak başka bir şey yoktu çünkü. Bir gün iş yerime göz makyajımı tam çıkarmadan gitmişim. İş arkadaşım “O gözünün altındaki göz kalemi mi?” diye sordu. Hemen kıvırdım. “Gözümde arpacık çıktı, doğudan gelen arkadaşım sürme iyi gelir dedi. İyileştirsin diye sürdüm” dedim.
Diğer CD arkadaşımla başıma gelen en komik hikaye şu: Bir akşam eve kokoreç siparişi verdik. Ahmet ve Cenk olarak. Kokoreç bir türlü gelmeyince unuttuk gitti. Başladık süslenmeye. Elbiselerimizi giydik, makyaj falan derken kapı çaldı. Cesaret edip açtık, kapıda kokoreççi çocuk vardı. Siparişi veren iki erkekti, şimdi karşısında iki kadın duruyordu. Baktı baktı, rengi kaçmış bir halde “Abla kokoreçler sizeydi değil mi?” dedi.

“İki kez kadın kıyafetleriyle ve makyajla dışarı çıktım”

Hiç kadın kıyafetiyle dışarı çıkmaya cesaret ettiniz mi?
İki kez çıktım. Bir kez iş için yurtdışına gittiğimde. Her zamanki gibi bir mağazada kadın iç çamaşırlarına bakıyordum. Elimde kombinezon tutarken tezgahtar kime baktığımı sordu, ben de nasıl olsa yurt dışındayım diye “Kendime” cevabını verdim. Onlar alışık tabii bu tür şeylere. Kabinde deneyebileceğimi bile söyledi. O gün o mağazadan kadın kıyafetleri satın alıp Endam olarak çıktım. Bir defa da
CD arkadaşımla cesaretimizi toplayıp Mecidiyeköy’de bir gece kulübüne gittik. Heteroseksüel bir kulüptü, gey kulüp değildi. Bizi kovarlar sandık ama bir olay falan çıkmadı. Güzelce eğlenip evimize döndük.

“42 numara ayaklarıma stiletto bulmak zor”

Gardırobunuzda Endam’ın kıyafetleri mi yoksa Ahmet’in kıyafetlerimi daha fazla yer kaplıyor?
İşten ötürü takım elbiselerim var, evet. Ama ben iş dışında erkek gibi giyinmeyi hiç sevmiyorum. Erkek giysileri bana keyif vermiyor. Birkaç pantolon ve birkaç tişört dışında gardırobumda erkek kıyafeti bulamazsınız. Çantalar, jartiyerler, gece kıyafetleri, ayakkabılar… Endam’ın dolabı Ahmet’inkini döver.

Ayakkabı ve kıyafetlerinizi nereden satın alıyorsunuz? Bir mağazaya gidip deneme şansınız yok. İnternetten mi buluyorsunuz?
Ayakkabılarımı Taksim’deki Rouge Shoes’dan alıyorum. Travesti ve transseksüllere hizmet veriyor.
İyi ki var. Yoksa ben 42 numara ayaklarıma nereden stiletto bulacaktım? Modacım Feraye Hocaoğlu’na kafamdakini anlatıyorum, CD kıyafetimi yapıyor. Ben de Mango’dan, Zara’dan alışveriş yapmak isterdim. Ama bir düşünsene, indirimde beğendiğim eteği birinin elinde görüp çekiştirirken o kişinin bizim şirketten ya da ailemden biri olduğunu fark ettiğimi. Felaketim olur!
Benim elimden de biraz dikiş gelir. Bir kız arkadaşımın üzerinde gördüğüm eteği zorla aldım. Ama kız incecik. Bir bacağıma sığmaz. Eteği kısaltıp arta kalan kumaşlardan ek yaptım ve bedenime uydurdum.

İç çamaşırlarınızı nereden alıyorsunuz?
Yurtdışından ve internetten. “Anneme, kız kardeşime alıyorum” diyerek Marks&Spencer ve Kom’dan. Elifçiğim komple dantelden yapılmış vücut çorabı nerede satılıyor biliyor musun? Benim beden ölçüme uyan bir vücut çorabı bulamadım.

“Yurtdışındaki CD’ler kıllı bacaklarıyla jartiyer giyiyorlar”
Hayır bilmiyorum. Gördüğüm kadarıyla bacaklarınıza ağda yapıyorsunuz. Sizin CD olduğunuzu bilmeyen bir akradaşınızın sıfır tüylü bacaklarınızı görmesinden korkmuyor musunuz?
Bizim şirketin spor salonunda spor yaparken ağda hayaldi. Ne zamanki iş arkadaşlarıma “İşte çok zaman geçiriyorum, bari iş yerindeki spor merkezine gitmeyeyim” dedim, rahatladım. Arkadaşlarımla spor yapmıyorum diye ağdayla tüylerimi alabiliyorum. Yurtdışındaki CD’ler ağda falan yapmıyor. İşten eve gelip üzerindekilerini kadın kıyafetleriyle değiştiriyorlar. Ağda yapmıyorlar. Tıraş olmuyorlar. Göğüslerinde kıllar var. Sokakta dönüp bakacağın, belki de âşık olacağın efemine görünmeyen seksi erkekler mini etek, topuklu ayakkabı ve bir bluz giyip hafif makyaj yapıp dışarı çıkıyorlar.

“Psikiyatriste gitsem bana şizofren teşhisi koyar”

Ahmet ve Endam. İki cins, iki farklı karakter aynı bedende yaşıyor. Onlar aralarında savaşırken siz zarar görmüyor musunuz?
Aslına bakarsan evde tek başıma yaşamıyorum, iki kişiyim. Şimdi kalkıp psikiyatriste falan gitsem bana kesin şizofren teşhisi koyar. İki ayrı telefon hattım var. Biri Endam için. Onu Endam sesiyle açıyorum. Biri yönetici Ahmet için. Onu da Ahmet sesimle açıyorum.

Bana verdiğiniz numara hangisinindi?
Endam şekerim!