Fetişizmi Anlamak: Fetişist mi Sapık mı?

Fetiş nedir? Bunu tarif etmek göründüğü ve sanıldığı kadar kolay olmasa gerek. Ancak yine de kaba hatlarıyla şu şekilde tanımlayabiliriz: Fetiş, vücudun veya vücuda giyilen herhangi bir eşyanın karşıdaki kişiyi cinsel bakımdan tahrik eden ve bütün cinsel davranışlarını üzerinde toplayan şeydir.

Fetişizmin tabiatını derinlemesine anlamada yetersiz bir tanım bu. Nihayetinde peçeteden tükenmez kaleme kadar, akla gelebilecek her türlü eşyayı biriktirenlerin varlığı bilindiğinden her şeyin bir fetiş olabileceği de bir gerçektir.

Koyu fetişistlerin topladıkları nesnelerin onların içinde gizli kalmış cinsel eğilimlerle ilişkileri oldukça büyüktür. Kamçılardan veya bıçaklardan hoşlanan ve bunları toplayan bir kimse bilinçaltında sadist olabilir. Aynı şekilde yüksek topuklu iskarpinlere veya dar korselere fazlaca eğilimi olan kişilerde de gizli kalmış bir mazoşizm mevcuttur. Bunları giyerek kadın rolü oynamak ve kendisinden kuvvetli biri tarafından ezilmek ister.

Her insana farklı zevk veren fetişlerin sayısı öyle çoktur, bu fetişler öyle çeşitlidir ki bunları teker teker gruplamak oldukça zor hatta imkânsızdır. Ama bu fetişistleri üç temel grupta toplayabiliriz: Vücudun belirli bir kısmıyla heyecan duyanlar, belli bir giyim eşyasıyla cinsel heyecan duyanlar ve belli herhangi bir şeyle cinsel arzu duyanlar.

Güzel ve biçimli eller, ayaklar, kalçalar vs. ilk gruptaki fetişistlerle ilgili konuştuğumuzda söz konusu edilebilecek vücut parçalarındandır. El fetişizmi ilk olarak mastürbasyona dayanabilir. Ayak fetişizmi gizli kalmış mazoşist arzuların sonucu olabilir. Heteroseksüel ilişkilerde bulunan bir erkeğin kadının kaba etlerine aşırı düşkünlüğü de gizli kalmış eşcinselliğin göstergesi olabilir.

İkinci gruptaki kıyafet fetişistleri ise pek çok giyim eşyasını fetiş olarak kullanmakta ve bu eşyalara aşırı bir düşkünlük göstermektedir. Bu eşyalar içinde en fazla kullanılanları iç çamaşırları, ayakkabılar, şapkalar ve eldivenlerdir. Örneğin, bazı kişiler partnerlerinin ayakkabılarına o derece düşkündürler ki, ilişkide bulundukları kişilerin ayakkabılarını çalar ve koleksiyonunu yaparlar. Bu ayakkabıları daha sonra yalnız kaldıklarında mastürbasyon aracı olarak kullanabilirler.

Fetişizm eşcinseller arasında yaygın olsa da bu durum travestizm içinde daha iyi anlaşılabilir. Halk, kadın elbisesi giyerek daha doğrusu karşı cinsin elbisesini giyerek bundan zevk alan kişilerin eşcinsel olduğu kanısına varabilir. Ancak kimi durumlarda bu gibi kimseler hiçbir eşcinsel eğilimleri olmadan da bu şekilde giyinmekten zevk alabilen fetişistlerdir. Bazı heteroseksüel erkekler kadın iç çamaşırları giymekten cinsel heyecan duyar, diğer bazıları ise dar korseler giymekten. Kadın elbisesi giymekten zevk alan eşcinsel erkekler de vardır. Travestilerin buradaki farkı, cinsel partner olarak seçtikleri kişilerde yalnızca kendi cinslerine değil, karşı cinsten kişilere de yönelebilecekleridir. Dolayısıyla kıyafet fetişizmi içinde transvestizm güzel bir örnek olabilir.
Üçüncü grup fetişistler içinde ise kürk, deri, tahta gibi belirli bir maddeden cinsel heyecan duyanları sayabiliriz. Bu gibi kimseler cinsel ilgi duydukları erkek veya kadınların kullandığı bu maddeleri tutmakla heyecan duyarlar. Öyle ki, bu maddelere el sürmekle orgazm olabilen, “uç” sayılabilecek fetişistler dahi vardır. Eski Çinlilerin yanlarında fetiş olarak, yeşim taşından yapılmış ‘dokunma parçaları’ taşıdıkları bilinir. Onlara göre bu yumuşak taşa dokunmak, kendilerine gerçek bir ferahlık ve cinsel rahatlama vermekteydi.

Bu noktada, normal fetişizm ile anormal fetişizm arasındaki farkı belirtmek yerinde olur. Fetişizm esasen normal diye tanımlanabilecek cinsel hayatta ne dereceye kadar bir rol oynar? Düşünecek olursak eşlerin birbirini seçmesinde de fetişizmin görünmeyen bir rolü olduğunu görürüz. Değişi erkek ve kadınlar cinsel bakımdan değişik erkek veya kadınlara ilgi göstererek onları kendilerine eş olarak seçerler. Eğer kişiler için belirli ve değişmez bir kadın veya erkek tipi olup bu kişiler bunlarla beraber olsaydı, çok sıkıcı bir dünyada yaşamış olurduk. Çiftleşme zamanı geldiğinde cins bir köpeğin aynı cinsten bir hayvanla ilişkiye girmesi kabul edilebilir ama aynı şeyleri insanlar için söylemek yersizdir. İki insanın birleşmesinde fizik kadar ruhi bağlar da büyük rol oynar.

“Cinsel Sapıklıklar” adlı kitabında ‘Fetişizm’e de yer veren Dr. Benjamin Morce bu konuda şunları dile getirir: “Bir yere kadar fetişist olmak cinsel birleşmeden büyük zevk alınmasına sebep olur. Ancak fetiş normal cinsel birleşmeyi idaresi altına aldığı ve onun önüne geçtiği zaman bir sapıklık olarak tanımlanabilir. Bir kadın eldivenini fetiş olarak kullanarak mastürbasyon yapan ve bunu normal bir birleşmeye tercih eden fetişist sapıktır. Cinsel ilişkide bulunduğu kadına eldiven giydiren ve bu ilişkide zevki eldivenin verdiğini düşünen ve hayal eden kişi de sapıktır. Ama zaman zaman partnerinin eldiven veya çorap giymesini isteyen bir erkek bunu sadece zevki belirli bir şekilde artırmak istediği için normal bir fetişisttir.”

Fetişizm kişinin gündelik hayatını olumsuz yönde etkileyecek derecede uç bir hal almışsa, tedavi yolları aranabilir ancak bir psikiyatr ya da psikoterapistin bir fetişiste ne derecede yardımcı olabileceğini söylemek güçtür. Zira uzun yıllardan beri belirli bir eşyaya eğilimli olan bir kimseyi bu isteğinden konuşarak vazgeçirmek sanıldığı kadar kolay değildir. Pek çok fetişistte bu durum, çocukluk döneminde başlayıp yıllar içinde gittikçe kuvvetlendiği için, böyle bir kimse kolayca bu huyundan vazgeçirilemez. Bir fetişin gerçek köklerini bulmak, hemen oracıkta bir fetiş yaratmak kadar zordur. Yine Dr. Benjamin Morce’un kitabında yer verdiği hastalarından birinin bu konudaki sözleri şöyledir: “Bir kadının çıplak ayağını görünce heyecanlanmamayı bana öğretmenin, sevmeyi öğrendikten sonra küçük bir çocuğa dondurmadan nefret etmesini öğretmekten hiçbir farkı yok.” Güzel bir söz bu bence. Fetişizm söz konusu olunca tedavi kelimesi pek de hoş olmuyor; bizler bunun yerine kişinin fetişini günlük hayatı olumsuz yönde etkilemeyecek şekle getirmek bağlamında “düzenlemek, ayarlamak” sözcüklerini kullanabiliriz.