Yeni Nesil Arzu Nesneleri: Seks Romanları

Annelerimizin elinden düşmeyen Beyaz Dizi’ler yerini yoğun cinsel içerikli romanlara bıraktı. İki çocuk annesi bir ev kadınının fantezileri, pek çok kadının belki de ilk kez erotik kitaplar okumasına sebep oldu. Tüm dünyada kadınların elinden düşürmediği bu romanlarla ilgili uzmana sorduk: Neden erotik romanlar okuyoruz? Sakıncası var mı?

Eskiden kapalı kapılar ardında okunan erotik romanlar, iki çocuk annesi bir kadının edebiyat dünyasına adım atmasıyla farklı bir boyuta taşındı. İngiliz Erika Mitchell’ın E.L. James takma adıyla yazdığı “Grinin Elli Tonu” üçlemesi, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de deyim yerindeyse peynir-ekmek gibi satıyor. Edebiyat öğrencisi Anastasia’nın, başarılı bir iş adamıyla yaşadığı cinsel yoğunluklu ilişkiyi konu alan “Grinin Elli Tonu” romanını ve cinsel hayatımıza etkilerini İstanbul Psikiyatri Enstitüsü’nden Uzman Klinik Psikolog Tuğba Kaplanhan ile konuştuk.

Cinsel içerikli kitapları kadınların elinde artık daha sık görüyoruz. Türk kadını cinsel açıdan bir değişim süreci mi yaşıyor?
Türk kadını cinsel açıdan komplekslidir. Sosyal açıdan bakacak olursak, bir kadın “Bu akşam dışarı çıkmak istemiyorum” diyebilir ama belki de dışarı çıkmak için ısrar bekliyordur. Cinsel olarak ise erkekler kadar rahat ve sık uyarılmıyorlar. Erkeklerin uyarılması ve hatta sertleşmesi daha kısa sürüyor. Bir fotoğraf, iç çamaşırı ya da ufak bir frikik bile erkekleri ereksiyona hazırlayabilir. Malesef Türkiye’deki kadınların yüzde 30’u hiç orgazm olamamaktan yakınıyor. Kadınlar yatağa zihinleriyle ve ruhlarıyla birlikte giriyor. Bir kadının ruhunu elde etmek her zaman çok kolay olmuyor. Mumlar yakmak, güzel şeyler söylemek gerekebiliyor. Kadının cinselliğe hazır olması için zihinsel olarak rahat olması gerekiyor. Bu da erkeğin pek beceremediği bir şey… Bundan 50 yıl öncesine kadar kadınlar, sırf kocaları istediği ve bebek doğurmak için cinsel ilişkiye giriyordu. Kadın için cinselliğin tek amacı doğurmak, üremek veya soyun devamlılığıydı. Ama şu anda öyle değil. Kadınlar artık kendi dişilikleriyle barıştı. Sosyal hayattaki etkinlikleri arttıkça, kendi doğurganlıklarını ve dişiliklerini eş zamanlı yaşamaya başladılar. Önceden cinsellik bebek için istenirdi, bebek olduktan sonra dişilik kenara atılır ve anne rolü giyinilirdi. Şimdi kadınlar, dişi olarak, anne olarak, iş kadını olarak her şekilde hayata tutunma içinde.

Kadınların cinsel hayatına kitapların bir katkısı var mı?
Düşünün eğer bir erkek kadınına gün içerisinde “Akşam seni göklere uçurmak istiyorum çünkü seni çok arzuluyorum” diye mesaj atsa gece o kadının cinselliğe hazır olmaması zor bir ihtimal. O mesaj sayesinde kadın gün içinde seksi hayal edecek, düşünecek, arzulayacak ve buna zihnini hazırlayacak. Kitaplar da bu mesaj görevini görüyor. Amerika’da ilk çıktığı zamanlarda bu cinsel içerikli kitaplar satış rekorları kırdı. Genel söylenen şey, bu kitapları okuyan kadınların cinsel yaşamlarının daha iyiye gittiği yönünde. Kadınlar diğer bir kadının neden hoşlandığını, neyi talep ettiğini, neyi arzuladığını, nasıl tatmin olduğunu, nasıl zevk aldığını okumuş oluyor. Zihinsel olarak buna kendini hazırlıyor. Kendi zevk alabileceği şeylere, vücuduna odaklanıyor. Bu kitaplar, okuyan için cinselliği konuşabildiği yeni kız arkadaşı oluyor. Bildiğiniz gibi kadınlar, seks deneyimlerini kendi aralarında konuşamıyor. Ortaokul, lise çağındaki erkekler konuşur ama kızlar konuşmaz.

Neden konuşmazlar?
Kadınlar kıskançtır. Bu yüzden cinsel deneyimlerini birbirleriyle fazla paylaşmazlar.

Bu kitapları okumanın kadının orgazm yaşamasına bir katkısı olur mu?
Kadınlar için orgazm öğrenilen bir şey. Kadınlar orgazmı taklit ediyor. O kitapları okuduğunuz zaman ayrıntıya iniyorsunuz. Romanda vajinadaki iç kasların kasılmasından, zihinsel olarak hissetme, ait olma gibi cinselliğe ait çok ayrıntılı tanımlar var. Kadınlar bu kitapları okuyarak cinsel hayatlarını geliştiriyor.

Sizce neden film değil de kitaplar tercih ediliyor?
Kadınlar görsel pornografiden hoşlanmıyor ama sözel pornografi hoşlarına gidiyor. Oysa ki erkekler görsel pornografiden daha çok etkileniyor. Kadınlar daha ayrıntıcıyken, erkekler direkt amaçlarına ulaşmak istiyor. Bugün internet siteleri arasında en çok para kazandıran sayfalar pornografik içerikler. Amerika’nın yüzde altısı sanal seks bağımlısı olarak görülüyor. Bir de kadınlar beyinlerine negatif imgeyi çok fazla yüklüyor. Yok benim selülitim var, göbeğim var gibi. Cinsellikten çekiniyoruz. Oysa ki kendimizi severek cinselliğe hazırlanmalıyız. Kadınlar kendileriyle barışık olmalı. Bence bu kitaplar kadınların kendilerine güvenlerini artırmalarına da yardımcı olacaktır.

Bu tarz kitapları okumanın olumsuz yanları var mı? Bağımlılık yaratabilirler mi?
Uzmanlar olarak porno izlemek kötüdür demiyoruz ama kitap okuyarak ya da porno izleyerek gerçek hayattan kopma varsa kesinlikle kötüdür. İşlevsellik psikiyatride çok önemlidir. Bir kişi internette vakit geçirebilir ama gerçek hayattan kopmuyorsa biz bunu hastalık olarak görmüyoruz. Sosyal yaşamdan uzaklaşılma varsa orada sorun var demektir. Bir kişi ayak ya da eldiven sevebilir ama sadece eldiven takıp orgazm olabiliyorsa bu patolojiktir. Çünkü normal cinsellikten uzaklaşılmıştır. Bu söylediğim kitap ya da internetteki porno görüntüleri için de geçerli. Eğer gün boyu porno izleyip ya da böyle kitaplarla kendini orgazma hazırlayıp gerçek cinsellikten uzaklaşıyorsa soru işareti ile yaklaşmak gerekebilir.

Daha önce bu tarz kitaplar yasaklanmıştı, siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Kadın evinde ve yatakta mutlu olup sokağa çıkarsa, aileyi, toplumu birleştirir. O nedenle kadınları mutluluğa götüren yolları tıkamamak gerekir. Eskiden “Çıldırtan Öyküler”, “Beyaz Dizi” gibi kitaplar vardı. İnternet üzerinden de itiraf.com sitesinde çoğunlukla cinsel içerikli hikayeler anlatılır. Kitapların yasaklanması özgürlüğü kısıtlayan bir şey. Kadınların böyle şeyler okuması onları geriye götürür görüşünü doğru bulmuyorum.

“Grinin Elli Tonu”nda sadomazoşist öğeler yoğun bir şekilde kullanılmış. Sizce sakıncası var mı?
Cinsellik içeren diğer kitaplarda da sadomazoşist ilişkilerden bahsedilir. Ne normal, ne anormal… Bunun ayrımı iki kişiye bağlı. Eğer cinsellikte iki taraf da bu tarz yaklaşımlardan hoşlanıyorsa sıkıntı yok. Ama kişinin ruhsal ve fiziksel bütünlüğünü bozacak cinsellik bizim için anormal, hatta riskli cinsellik dediğimiz türdür. Ruhsal ve fiziksel bütünlüğü korunarak yaşanan cinsellik, her türlü fanteziye açık olabilir. Çünkü insanlar yıllarca evli kalıyor, çok uzun süreli cinsel yaşamları oluyor. Bazen renk değiştirmekte fayda vardır. Değişik fanteziler yapmak güzel ve keyifli olabilir. Önemli olan ruhsal ve fiziksel bütünlüğe zarar vermemek. Kitapta yoğun olarak kırbaçlar kullanılıyor; fiziksel bütünlüğe zarar verici olacağı için pek çok kadının kırbaç tercih edeceğini düşünmüyorum. Fanteziler talep edilmeli, konuşulmalı; arzular dile gelmeli ve yaşanmalı. Çiftler kliniğimize geldiğinde onlara cinsellikle ilgili neler konuşuyorsunuz dediğimizde, önce birbirlerine bakıp “Konuşmuyoruz” diyor. Işığı kapat, seks yap; oysa ki cinsellik bundan ibaret olmamalı. Biz keyif almak, zevk almak için sevişiyoruz. Işığı kapatmak yerine mumlar yakıp ortamı daha erotize etmeliyiz. Her iki cins için de üremekten daha farklı bir şey olmalı cinsellik. Bu nedenle mutlaka konuşulması gerekir. İlişkide çiftlere önce kendi sonra partnerinin vücudunda keşfe çıkmalarını öneriyoruz.